Dosya paylaşımı, muhasebe ve ERP programları, Active Directory ile kullanıcı yönetimi... Belirli bir büyüklüğe ulaşan her işletme bir noktada "sunucuya ihtiyacımız var mı?" sorusuyla karşılaşır. Cevap çoğu zaman evettir; asıl soru hangi modelin uygun olduğudur.
Fiziksel sunucu (on-premise)
Ofisinizdeki kabinde duran, size ait bir donanımdır. Yerel ağda yüksek hız, verinin sizde kalması ve tek seferlik yatırım avantajı sunar. Elektrik, soğutma, UPS ve donanım ömrü (genellikle 5–7 yıl) planlanmalıdır.
Sanallaştırma
Tek bir güçlü fiziksel sunucu üzerinde VMware, Hyper-V veya Proxmox ile birden fazla sanal sunucu çalıştırılır. Dosya sunucusu, domain controller ve uygulama sunucusu birbirinden ayrılır; biri sorun yaşasa diğerleri etkilenmez. Yedeklemesi ve taşınması da çok daha kolaydır. Bugün yeni kurulan sunucuların çoğunda doğru yaklaşım budur.
Bulut sunucu
Donanım yatırımı olmadan aylık ücretle sunucu kiralanır. Birden fazla şubesi olan, uzaktan çalışan veya hızlı büyüyen şirketlere esneklik sağlar. Uzun vadeli maliyet ve internet bağımlılığı hesaplanmalıdır.
Hibrit model
Çoğu KOBİ için en dengeli çözüm hibrit yapıdır: kritik iş uygulamaları ofisteki sanallaştırılmış sunucuda çalışır, yedeklerin bir kopyası buluta gider, e-posta ise Microsoft 365 veya Google Workspace gibi bir bulut hizmetinde tutulur.
Kurulumda atlanmaması gerekenler
- RAID yapılandırması ve disk sağlığı izleme
- UPS ve elektrik kesintisinde kontrollü kapanma
- Yetkilendirme: kim hangi klasörü görebilir
- İlk günden yedekleme ve geri dönüş testi
- Uzaktan erişimin yalnızca VPN üzerinden yapılması
- Dokümantasyon: şifreler, IP planı, lisanslar